böyle buyurdu zerdüşt

12 Mart 2010 Cuma

bilmiyorum ki nasıl tanımlanır bu kitap... 

hani ben büyük laflar etmeyi pek sevmem. sürekli büyük laflar edenleri de sevmem. gündelik hayatla ilgili çıkarımlarım olduğunda mesela "eheh ne laf ettim yau" diye kendimle dalga da geçerim. çünkü cidden hiç kimsenin büyük laflar edecek kadar büyük olduğunu düşünmüyorum. niçe abinin "bu kitabı yazdım ama kimse anlamayacak" demesi ve biz ölümlü insanları küçümsemesi ise resmen snobluk. madem öyle, anlaşılır şekilde yazaydınız efenim! kimse aptal değil. (tamam bazıları aptal. çok saçma bişi söylediğimi farkettim şu an) 

belki de pek anlaşılmadığı için bu kadar yüceltildi. hani "ne dediğini anlamadım ama çok güzel laf etti" demek gibi. sonuçta epey bir kağıt israfı var. 400 küsür sayfalık şeyi belki de on sayfada anlatabilirdi. daha anlaşılır, daha sade. ama bu alman yazarların üslubu belki de. misal ben goethe'nin genç werther'in acıları kitabının da neden abartıldığını anlayamamışımdır. tamamen saçmalık üzerine kuruluydu. ama goethe candır bak. faustu hala canım sıkıldıkça okurum. 

herkes pek iç karartıcı diyor mesela ama, ben kitabın üslubunu aksine çok neşeli ve hayat dolu buldum. bu kadar itici bulmamın sebebi belki de mevlevi öğretisini çok benimsemiş olmamdır. bilemiyorum. ama bir kadının, kendisine kadın diyenin en azından kadınlar hakkındaki fikirler yüzünden bile bu kitaptan hoşlanmaması gerekirdi. çünkü bariz bir şekilde kadınları ikinci plana atıyor. dişilliği över gibi görünürken açıktan açığa ve bazen de gizliden gizliye kadınları aşağılıyor. aslında tüm kutsal kitaplar biraz ataerkildir. hep erkek egemen bir üslup vardır. böyle buyurdu zerdüşt de bazı kesinler tarafından resmen kutsal kitap yerine konulduğuna göre, aslında insanların erkek egemen fikirleri benimsemeye daha yatkın olduklarını söyleyebilirim. çok götümden salladım kabul ediyorum. zorlama oldu bu son dediğim. sadece kadınlarla ilgili de değil, uğursuz sayılan hayvanlarla ilgili betimleme ve benzetmeleri de hoşuma gitmedi. domuzları, baykuşları ve örümcekleri kötü göstermesi benim canımı sıktı. halbuki hayvanlar sadece hayvandır. bir kısmına iyi özellikler atfederken bir kısmının adını hakaret olarak kullanmamalıyız bence. 

sevdiğim yerleri de yok değil hani. sürekli hayattan şikayet edip "her şey boş. hiçbir şeyin anlamı yok" diye hem kendisini hem çevresindekileri mutsuz edenler hakkındaki fikirlerine bayıldım. bence de bi gidip ölsünler onlar. "her şey boş, hiçbir şeyin anlamı yok ühühüh niye yaşıyoruz ki biz" diye kendisine hayatı zindan eden çakma nihilistlere en büyük ayarı nietzsche kendisi vermiş zaten. ay okurken nasıl keyiflendim, nasıl hoşuma gitti anlatamam. ahlak, iyilik, kötülük, adillik kavramları üzerinde çok laflar ediyor ve her çok tekrarlanan söz gibi bunların da içini boşaltıyor. ancak bu kavramlar üzerinde de beğendiğim fikirleri olmadığını söyleyemem. 

çevirisi bazen işkenceye de dönüşse, bazı yerlerinde "of resmen saçmalık" da dense, bazen "freud olsa nietzsche hakkında nasıl yorum yapardı" diye hayallere de dalınsa, inatla okunmalı bu kitap. inatla okunmalı ve üzerinde düşünülmeli. 

0 yorum:

babamın radyosu